15 Ekim 2014 Çarşamba

14 Ekim 2014 Salı

12 Ekim 2014 Pazar

2015 TREND ŞİFRELERİ


Trend nedir?

Günümüzde hemen her alanda, her uzmanlık dalında bir  ”tamlayan” olarak karşımıza çıkan trend kelimesi, gelip geçici heveslerin ifadesinden uzgörü tahminlerine kadar, her bir farklı durumu betimlemek için kullanılan, geniş frekanslı algı alanına sahip bir kavramdır; yükselen ve alçalan her türlü (sanatsal, ekonomik, politik, sosyolojik...) eğrisel hareketin göstereni olarak kullanılır.

Trend ile moda arasındaki ilişki nedir?

Trend kavramı,  iki, beş ve on yıl içinde toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından kabullenilerek uygulanan / yapılan her tür davranışları, hareketleri, durumları  tanımlamakta kullanılmakla birlikte dilimizde çoklukla “moda” ile karıştırılmaktadır. Trend kavramı, dilimizde kullanıldığı şekli ile algıda  “moda” kavramını çağrıştırıyor olsa da, pratikte moda (fashion) kendi başına bir disiplindir ve moda,  trendin bir çıktısıdır (fashion trends: moda trendleri).

Trend kavramının “dekorasyon” alanında kullanılışı nedir, nasıldır?

“Dekorasyon” için, çok kısaca “kişisel ve/veya kurumsal yaşam ortamlarının, güncel trendlerin yönlendirmeleri doğrultusunda süslenmeleri ve döşenmeleridir” diyebiliriz. Burada, “moda” ile farklılık gösterdiği bir özelliğinden bahsetmek gerekir: trendler, dekorasyon alanlarında mutlaka göz önünde bulunduruluyor ve uygulanıyor olsalar bile (modadan farklı olarak) tam anlamı ile uygulayıcısına bağlı ve bağımlı kalamazlar. Dekorasyon alanlarında uygulayıcılar, trendlerin yanı sıra, alan sahibi ve piyasa koşulları ile teknik ve mali yeterlilikler gibi kendi dışındaki unsurları da göz önünde bulundurmakla  yükümlüdürler. Moda, bir salt sanattır ve asla sipariş edilemez fakat dekorasyon sipariş edilebilme özelliği ile daha farklı ve karmaşık özelliklere  sahiptir; trendlerin moda ve dekorasyon ile ilişkileri, pratik hayatta çok farklıdır.  

Trendleri takip etmek zorunluluk mu yoksa  kişisel bir seçim midir? Bu ilişki nasıl olmalı, nasıl kurgulanmalı ve uygulanmalıdır?

Trendlerden haberdar olmak, mümkün olduğunca takip edebilmek, çağdaş veya modern kavramlarını kullanmıyorum, güncel olabilmek, günceli kaçırmamak adına önemlidir. Hiç değilse komik duruma düşmemek adına, trendlere ilgi duymak gerektiğini düşünüyorum. Fakat, salt trendlere uygun yaşamaya çalışmak da bir trajik komediye dönüşebiliyor. Önemli olan, kişinin kendi beğenilerine, ruhuna, karakterine; kendi kültürel, sanatsal, eğitimsel, sosyolojik, ekonomik ortamına uygun ve uyumlu yaşamasıdır. Kendi eğitim dağarcığında yeterince yer etmemiş (trend) kavramlar ile ekonomik yeterliğine sığmayan pahalı (trend) aletlerin kullanılmasını aynı şey olarak görüyorum.  Trendler ile kişiler arasındaki bu tarz uyumsuzluklar, özellikle moda alanında çok daha belirgin ve kendimizi bildik bileli karşımıza çıktıkları için olacak, anlatmaya çalıştığım durumun en bariz örneklerini her an her yerde görüyor ve algılayabiliyoruz. Fakat bence asıl mesele, moda alanında gözlemlediğimiz uyumsuzluklar karşısında gösterdiğimiz eleştirel duruşu, nedense diğer başka hiçbir alanda göstermiyor oluşumuz. Moda ile trend kavramlarını birbirleri ile özdeşleştirdiğimiz ve doğduğumuz günden beri modanın içinde olduğumuz için otomatik olarak gösterdiğimiz eleştirel hassasiyeti, ne kendimiz ve ne de başkaları için, ithal ettiğimiz diğer hiçbir trende karşı göstermiyoruz.

Kışa girerken evlerde bir hareket başladı. Değişiklikler var veya yapılmak isteniyor. Ne olacak kışın trendleri?

Son on yıllık dönemde bir çok alanda görülen geleneksellik, kişiselleşme, eko yaşam, dijitalleşme, grafik sanat, lüks ürün, ana  trendleri, ev dekorasyonundan ofis yaşamına, giyim-kuşam modasından elektronik eşyalara kadar geniş bir yelpazede karşımıza ürünleşerek çıktılar. Önümüzdeki kış döneminde de bu trendlerin izleri,  detaylarında farklılaşarak bize ulaşacaklar.

Akdeniz stilinin pastel ve dinginliği, doğadan, denizden gelen fresh duygular, Orta Doğu stilini taşıyan sıcak, ateşli, parlak, şaşalı ve etnik rüzgarları 2015 kış trendleri arasında yer almaya devam edecek.

2015 ev dekorasyon trendlerinde gizemli ormanlar, doğa ve soğuk renklerin sıcak renklerle kaynaştığı modern country temaları var. Ağaç dalı, yaprak detayı, kuru meyve, hayvan desenleri ve benzer kırsal motiflerin  baskı desenleri ile birebir kullanılmış kırsal objeler, kış ile birlikte soğuyan havanın aksine evimizin atmosferini ısıtmaya çalışacaklar.


Sizce sonbahar ve kışın renkleri hangileri? Evlerde malzeme-desen-renk olarak yeni sezonda neler ön planda olacak?

Dekorasyonda eski ile yeni fikirleri karıştırarak füzyon stili yaratma trendi devam ediyor ve 2015’de de değişik malzeme-renk-doku detayları barındıran objeleri birlikte kullanarak mekanlarımızı dekore etmemize şans tanıyor, sadece biraz kişisel yaratıcılık ve cesaret yeterli görünüyor.

Eskitilmiş, tekrar değerlendirilmiş ahşap, mermer, doğal taş ve metalin birlikte kullanıldığı objeler evdeki en dikkat çekici detaylar olabilir.

Grinin tonları, füme, toprak tonlarıyla zenginleşecek, cobalt mavi, lacivert ,indigo, mavi ve siyah ile tonlandırılmış yeşil, asit yeşili, turkuaz detaylı kumaşlar ve objeler dekorasyonu renklendirecek.  Özellikle yeşil tonlarını cömertçe kullanmanın tam zamanıdır.

Ekose geri geldi diyebiliriz. Dekorasyonda, özellikle detaylarda tavsiye edeceğim ekoseyi dozunda kullanmak gerekiyor.

Nostaljik danteli ve dantel benzeri desenleri, muhteşem parlaklığıyla princi, mat ve parlak haliyle bakırı, siyahla bütünleşmiş altın renk ve malzemeleri yanısıra orjinal görüntüsüyle ve stilize edilmiş haliyle ağaç dalları formlarını, monokrom tonlarda özellikle aksesuarlarda göreceğiz. Flulaşmış çizgiler ve desenler yeni bir hareket olarak kumaşlarda ortaya çıkacak. Stilize çiçek formları, leopar dokumalar, etnik desenler, siyah/beyaz baskı renkler bu sezonda da dekorasyonda ana ve yardımcı rollerde boy gösterecek.


Ev dekorasyonunda hangi renkleri bir arada kullanmak doğru olur?

Renk trendlerine göre dönem dönem pastel, zıt tonlar, monokrom renkler moda olsa da kişiselleşme her mekan için çok önemlidir. Dünya üzerindeki her türlü maddi-manevi olayın etkisini yaşayıp evimize geldiğimizde, spiritual / ruhani bir dekorasyon ile sarılıp sarmalanmak ve özümüze dönmek istemezmiyiz? Dinginliği sağlayan, ruhumuzu mekanik günlük yaşamın dışına taşıyan, romantizmi ön plana çıkartan, evde neye ihtiyacımız varsa ona göre itici ve çekici güçleri barındıran renkleri bulabilmeliyiz.


Evin her bölümü için küçük fikirler verebilir mi? Mutfak- banyo-çalışma odası-yatak odası...

Evin en hareketli, en yaşayan bölümüdür mutfak ve her nedense hep mekanik gelir bana mutfak eşyaları: Özellikle küçük mutfaklarda, üstüne yıkılacakmış gibi duran dolaplar ile soğuk, metal objelerle dolu kısa bir tezgah, gerçekten çok büyük bir özen ister. Dar alanlarda tavana varan boyları ile asma dolapların mutlaka sıcak renklerde olması gerekir; geniş kapakların açıkken yaratabileceği olası tehlikeleri önleyebilmek adına, asma dolaplar  dar tutulmalı ve sıcaklık yaratabilmek için camlı kapaklar kullanılmalıdır.  Benim tavsiyem, küçük mutfak ve banyolardaki o mekanik ve soğuk havayı kıracak sıcak ortamlar yaratmak için, mat buzlama veya boyama vitray camlar ile göz hizasını renklendirmek, aynalar kullanarak mekana derinlik vermek ve adeta evin en sevimli köşesi olmaya aday detayları bu alanlara taşımaktır. Büyük alanlarda alternatif çözümler adeta sonsuzdur ve yukarıdaki trendlerin genel ışığında her şey yapılabilir çünkü dekorasyon sipariş edilebilir!.

Çalışma odası için yapılan işlere uygun olarak verimliliği artırıcı detaylar ve yatak odası için ise sadelik, yalın detaylarla birlikte 2015 kış yatak odalarının favori rengi olan koyu kırmızı detaylar (yatakbası gibi) enerjiyi yükseltecek. İyi bir uyku için ise blok karanlık ortam tavsiye edebilirim.

Kış güzeldir ama çoğu zaman kasvetli günleri de olduğunu söylerler,  o günlerde enerjiyi eve taşımak adına evde ne gibi değişiklikler yapılmalı?

Yaz ile kış arasındaki temel farklılık, hava sıcaklıklarının çok ötesinde, tam anlamı ile bir ışık farklılığı. Kış günleri kısa oluyor ve bu nedenle az ışıklı oluyor. Az ışık çok karanlık demek ve bu durum “kasvetli” olarak tanımlanıyor çünkü insan bol ışıklı ortamlarda kendini huzurlu ve güvenli hissediyor; karanlık ortamlar insanda doğal olarak güvensizlik ve korku yaratarak kasvete yani iç sıkıntısına sebep oluyor. Bu, belki de mağara dönemlerinden bize miras kalan bir içgüdü.  Oysa ki modern insan, ne yazın ne de kışın, ışığa bağlı olarak yaşamıyor. Yaz günleri, bol ışık varken de kendimizi sokaklara atıyoruz. Yani, evlerimiz eğer gerçekten kasvetli ise, bunun mevsimlerle doğrudan bir ilişkisi olmamalı, diye düşünüyorum. Üstelik kış, kendi başına çok özel bir mevsim ve insanın kendi ile kültürel ve sosyal olarak ilgilenebileceği birçok imkanı barındırıyor. Sinema, tiyatro, sanat galerileri yazın durağan dönem yaşarken, kış ile bir hareketlenmedir başlıyor. Yaz mevsiminde en çok aranan, gölge altında bir serinlik iken, kış gecelerinde alternatifler adeta sonsuz. Sorunuzu, mevsimsel farklılıktan arındırarak şöyle sormalıyız kendimize: bize iç sıkıntısı yaşatmayacak, (her mevsimde) enerjimizi hiç sıkılmadan kullanabileceğimiz ev ortamını nasıl oluşturabiliriz? İşte bu, gerçekten çok zor ve çünkü tam anlamı ile kişisel önceliği çok yüksek bir soru. Bu yazıyı (ve daha ötesini) en baştan ve yeniden okumak gerekiyor.

Var olan dekorasyonu değiştirmek her zaman kolay olmuyor ve masraflı da bir süreç, trendlere göre ve ruh halimize göre küçük değişiklikler yapmak istersek, ne gibi kolay yöntemler önerirsiniz? (Evin atmosferi ve tarzını değiştirmek adına)
Çok büyük değişiklikler yapmadan evimizi yeni bir mevsime hazırlama ipuçları neler olabilir?

Evin belki bir kısmını, odanın belki sadece bir duvarını, duvarın belki tek bir kiriş veya kolonunu  farklı bir tonda sezon renklerinde (veya sevdiğiniz bir renkte) boyamak evin içinde yapılabilecek en kökten ama en basit değişimlerden biridir. Perdelere yapılacak ufak dokunuşlar, örneğin, iki-üç  farklı renkte perde kanatları kullanmak, cephede bir derinlik hissi uyandırabilir. Koltuklarınızı farklı renklerde kumaşlar ve hatta battaniyelerle örtebilirsiniz. Koltuk minderlerinizi farklı renk ve ölçülerde değiştirebilirsiniz. Birkaç tablo evi tamamen ısıtabilir. Duvar pano ve rafları ile monotonluktan kurtulabilirsiniz. Kış temalı birkaç ufak tefek obje, sehpalarınızın üzerinde kurutulmuş çiçekler... kış gecelerinin kasvetini atlatabilmek hiç de zor değil, yeter ki isteyin, bakın aklınıza daha onlarca farklı çözümler gelecek. En basitinden eşyaların yerini değiştirmek bile mekanda büyük bir atmosfer değişimi yaratabilir.


Özlem (Yan) Devrim
Endüstriyel Tasarımcı / Trend Danışmanı
Uygulamalı Fütürist (Applied Futurist)

@trendssoul

Sayfa güncelleme tarihi : 10.01.2016

3 Ekim 2014 Cuma

CROWDSOURCING - Kalabalıkla Gelen Yaratıcılık

Konsept Projeler Dergisi - Eylül/Ekim 2014





Endüstriyel Tasarımcı / Trend Danışmanı
Uygulamalı Fütürist (Applied Futurist)

@trendssoul

Sayfa güncelleme tarihi : 10.01.2016

2 Ekim 2014 Perşembe

CROWDSOURCING – KALABALIKLA GELEN YARATICILIK


 Crowdsourcing kavramı,  crowd (kalabalık, topluluk) ve outsource (belli işlerin konu ile uzmanlaşmış başka kişi ve kurumlara yaptırılması) kelimelerinin bir araya getirilmesinden oluşur. Kavramın anlamı “şirketin bir noktada bir işi kendi çalışanlarına değil, geniş kitlelere belli bir ödül karşılığında sunma ve onların önerilerini veya çözümlerini alma uygulaması” dır.
(TREND 5N 1K 2G, Özlem Devrim, Konsept Projeler dergisi, 2014 Ocak-Şubat sayısı)

Karşılıklı alışverişin mümkün olduğu bir ortam yaratılması crowdsourcing’in önemli bir parçasıdır. Kalabalıktan çıkan gürültü değil, kalabalığın gücünü yansıtan gür bir ses, anlamlı bir yorum duymak amaçlanır. Karşılıklı değer alış-verişi olarak katılımın yüksek oranda tercih edildiği söylenebilir. Ana fikrin fikirleri çoğaltması olan “Crowdsourcing” sisteminde bir araya gelmenin en kuvvetli sebebinin, maliyetleri düşürmek çabası olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. (TREND 5N 1K 2 G, Özlem Devrim, Konsept Projeler dergisi 2014 Ocak-Şubat sayısı)

Crowdsourcing: Kitle Kaynak kavramı üzerinde durmadan önce  inovasyon kavramını anlamak önemlidir. Birçok tanımı olmakla birlikte inovasyon, bir buluş, ürün ya da hizmetin fikir olarak kalmayıp ticarileşmesi halinde, yeni bir yöntem olarak kabul edildiği durumlarda ortaya çıkan, kabul gören bir kavramdır. İçeriğinde, çıktısının ticarileşmiş olması; mevcudu yerine yeni bir yöntemle yeni bir ihtiyaca cevap vermiş olması; öncekilerde çözül(e)memiş sorunların  çözülmüş olması... gibi temel şartları barındırması, olmazsa olmaz koşuldur. İşte tam burada, inovasyonun 2 temel kaynağı ortaya çıkar: açık ve kapalı inovasyon.

Kapalı inovasyon sisteminde, tasarımdan piyasaya sunuma kadar olan bütün süreç, firmanın içsel stratejileri doğrultusunda kendi ARGE yapısı içinde şekillenir. Ürüne inovatif sıfatını ekleyecek teori ve pratikler esnasında, dışarıdan destek alınmaz. Bu yöntemi, yazının ilgi alanı dışında kaldığı için burada kesmekte yarar var.

Bazen / bazı firmalar,  ihtiyaç duydukları beyin gücünü kendi kapasiteleri dışında araştırmak için açık inovasyona başvururlar. Açık inovasyonun temel amacı, içsel körlük de diyebileceğimiz, işletme içinde yaratıcı fikirleri sınırlandıran, bir kısır döngü ortaya çıkaran teknolojik veriler ile sosyal ve bilimsel sınırları ortadan kaldırmaktır. Salt tüketici konumundaki kitlelerden edinilen ham fikirler, istekler, hayaller, yorumlar... bütün girdiler neticede gene kapalı inovasyon sürecine dahil edilir ve teker teker incelenirler. Yukarıdaki tezi tekrar edecek olursak, inovasyonun açık ve kapalı olmak üzere iki temel kaynağı vardır, diyebiliriz. Fakat, bir başka açıdan bakacak olursak, açık inovasyon, kapalı inovasyonun bir girdisidir, tezi de yanlış değildir.

Burada bir parantez açıp, inovasyon kavramını felsefi açıdan ele alacak olursak, teknolojik veriler ile sosyal ve bilimsel sınırların, insanların yaratıcı fikirler üretmesine bir engel teşkil edip etmediği sorunsalı ile karşılaşırız. Genel olarak bütün insanların kastedildiği durumlarda bu soru, anlamsızdır ve cevapsız kalmaya mahkumdur. Bu cevapsız sorunsalı indirgemek ve sınırlarını belirtmek, kapalı inovasyon ile açık inovasyon arasındaki temel farkı daha iyi kavramamıza  yardımcı olabilir. Öncelikle yapmamız gereken, özel bir araştırma alanı söz konusu olduğunda, insanları iki alt gruba indirgemektir: mesleğinde (alanında) profesyonel ve mesleğin dışında.

Mesleğinde profesyonel insanlar kendi meslek alanlarında, yaratıcılık yeteneklerini ne derece kullanabilirler? sorusu ile devam ettiğimizde, yine iki alt koşula ihtiyacımız vardır: maaşla bağlanarak çalıştıkları mı yoksa kendisine ait ve bağımsız çalıştığı işyeri mi? Görülüyor ki bu sorulara genel bir cevap vermek imkansızdır çünkü bütün koşulların nesnel olarak ortaya konulması gerekmektedir. Böyle kavşaklar ortaya çıktığında tercih yapması gereken insan, firmanın en tepesinde ve eli taşın altında olandır. Kendi bünyesindeki ARGE ile devam edebilir. Dışarıdaki bir profesyonel kişi veya kuruluştan yardım alabilir. Her ikisine de güven duyamadığı veya kendince başka nesnel koşulları olduğunda, yapabileceği tek bir tercihi kalır: mesleğin dışındaki   insanlar arasında araştırma / istatistik yapmak.  Eğer elinde ham bir fikir varsa araştırma ve fakat bitmiş bir ürün varsa istatistik  yaptığını söyleyerek konuyu kısaca bağlamak mümkün. Hangi durumda olursa olsun bu, kalabalıkla gelen bir yaratıcılık yani Crowdsourcing olarak adlandırılan olgudur.

Crowdsourcing ne kadar güvenilir olabilir? Patron veya CEO, kişi veya kurul, her bir  firmadaki karar alıcının crowdsourcing neticelerini değerlendirmek ve eleştirmek zorunluğu vardır. Yukarıda değindiğimiz gibi, crowdsourcing aslında kapalı inovasyonun girdisinden başka bir şey değildir fakat ne derece güvenlidir? Temel şüphe kaynağı, crowdsourcing alanıdır: nerede ve ne zaman yapıldığı çok büyük önem taşır. Global olması düşünülen bir ürün için yerel anlamda bir crowdsourcing  felaket olabilir. Yerel kalacağı düşünülen bir ürün hakkındaki global ölçekli bir crowdsourcing ise rakiplere hediyeden başka bir şey olmaz.
Nesnel koşulların crowdsourcing yolunu engellediği veya şüpheyle yaklaşmayı gerektirdiği durumlar söz konusu olduğunda en güvenilir yol, bir trend uzmanından danışmanlık hizmeti almak olmalıdır. Profesyonel olarak veri toplayan ve değerlendirmek konusunda uzmanlaşmış kişi veya kuruluşların yorumları her zaman için daha güvenilir ve tarafsız olurlar. Ne yazık ki ülkemiz, crowdsourcing uygulamaları ve trend uzmanlığı ile trend danışmanlığı konusunda global ölçekte henüz çok kısırdır.

Kalabalıkla gelen yaratıcılık ve gücünün örneklerini de birçok projede görmek mümkün. Kimi zaman tüketicilerin, şirketlerin başlattığı kampanyalarda, yarışmalarda fikirlerini belirterek sürece katılımlarını izliyoruz. Kimi zaman da profesyonel olarak oluşturulan ekiplerin bazı projeler üzerinde odaklanarak ciddi çözümlere ulaşması ve yaratıcılıklarını karşılıklı sinerji ile arttırmalarına tanık oluyoruz. Focus grup çalışmalarının kapsamının genişletilmiş ve şirket sınırlarını dışına taşmış versiyonu olarak da düşünebileceğimiz bu sistemin çıktılarının amaçlarından birinin, sosyal müşterinin sosyal bir etkileşim içinde sesini duyabilmek olduğunu da söyleyebiliriz.

İşletme ile bağları bulunmayan ve dolayısıyla özgür fikir beyan etme şansına sahip olan kitle tarafından firmanın bile tahmin edemeyeceği kadar iyi fikirlerin gelme olasılığı her zaman çok fazladır. Üstelik firmaların bu iyi fikirleri firma içinde çözerek zaman ve maddi olanaklardan da kar etmesi olası sonuçlardandır. Sonuçta firma kitle kaynağı kullanarak sonuca odaklanmış bir proje süreci yaşayacaktır.  Tüm bu avantajların yanı sıra bilgi güvenliği dezavantajı da firmaların kendi güvenlik yapılarına, projelerinin şekline göre çözmeleri gereken bir problemdir.

Sosyal hayatımızın geride kalmış sayfalarındaki imece usulü karşılıksız yardımlaşmayı ve batı kültürlerindeki kazan-kazan (win-win) anlayışını anımsatan bu sistem henüz yaygın olarak kullanılmasa da geleceğin önemli bilgi kaynaklarından biri olarak gelişmeye açık bir alandır. Y kuşağı tüketici grubu gençler tarafından bilgi paylaşımı ve hayatın her alanında
var olabilmek anlamında önemli bulunduğu için artarak ilgi görüyor. Ulusal ölçekte büyük firmalarımızın bazı kampanyalarında istatistik ağırlıklı olarak uyguladığı bu sistem hakettiği konuma geldiğinde, ekonomik hamlelerin vazgeçilmezi olmaya adaydır.

Özlem (Yan) Devrim
Trend Uzmanı
Endüstri Ürünleri Tasarımcısı
www.ozlemdevrim.com